Karanlığa kaldığında...
Sene 1980.
Ortaokuldan sonra yaz tatilinde koyun sürüsüyle yaylaya giderken gece yola çıktık. Elimde bi el feneri vardı. Yanımızda Aptu emim, Ayşe halam, Ahmet eniştem ve babamlar da vardı. Güdül'ün yokuşuna kadar yürüdük, sabahleyin mola verdik. Yolun kenarında çakıl yığını vardı. Ben yığının üstünde uyumuşum. Uykum da çok tatlıydı, sanki kuş tüyü...
Neyse sonra Ahmet eniştem kaldırdı da yola devam ettik... Bu arada da yolda bi kuzu doğdu. Ahmet eniştem koyunu omzuna aldı, ben de kuzuyu kucağıma aldım. Koyunla kuzu meliye meliye Kümbet'e çıktık... Muhittin'in fekası ceniğe geliyordu. Ben de onunla hayana indim. Boş çuvalları omuzlayarak köyün yolunu tuttum. Tabi yorgunluktan ortaçukurda çuvalların üstünde uyumuşum. Bi uyandım baktım ki, karanlık olmuş... Ne yapcam ne edicem diye düşünürken babamın bana söylediği söz aklıma geldi... "Karanlığa kaldığında, beyaz taslara basa basa eve gel..."
Necati GÜLBEYAZ










Bu yazıya 0 yorum yazılmıştır.