Ana sayfa

Köyümüzün Ağnak mevkiindeki Nideze Mağarası'nın resimleri için tıklayınız.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Köyümüzün Ağnak mevkiindeki Nideze Mağarası'nın resimleri için tıklayınız.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
![]() Metin GÜLBEYAZ |
Yazar: Metin GÜLBEYAZ
Eskiden hemen hemen tüm mezarlıklardan geceleyin geçebilmek her babayiğidin karı değilmiş. Bizim devret arası da öyle... Ülper mezarlığı, Âşıklar mezarlığı (Iklıkça) gibileri ise ayrı bir üne sahipmiş.
Hanyandan, çarşıdan gelirken geceye kalanlar ya gruplar halinde gelir ya da tek kaldıklarında güzergâhı değiştirirlermiş. Örneğin Haşim’in Emür dayı akşama kaldığı zaman Devret'ten asla geçmezmiş. Semerci'den yukarı çıkar ve evine öyle gidermiş.
Peki ya neden? Dedik ya hortlaklar! Şimdi hortlak gören hemen hemen hiç yok gibi. Eskiden ise tam tersi… Hortlak görmeyen kimse yok. Ben bile gördüğüm hortlakların sayısını bilemiyorum! Tam geceleyin iki mezarlık arasından geçiyorsun... O da ne? Bir ağzı yerde, bir ağzı gökte ağzından alevler saçan yaratık karşında. Görüş o görüş, kendinden geçiyorsun. Seni bulduklarında, aygın veya baygınsın. Altın üstün permaperişan. Yüzün gözün çarpılmış. Halini gören veya duyan nasıl korkmasın daha hortlaktan. Üstelik tek örnek de değilsin, senin gibi nice örnekler...
Hal böyle iken, bizim uyanık hartamacılar durur mu? Hartama kaçak satılıp alınan bir şey… Üstelik hartama kaçakçılığı, hem cesaret isteyen bir iş. Kimseye görünmeden geceleyin taa uzaklardan alıp getireceksin. Satıp para kazanacaksın. O zaman yollar gece ıssız olmalı. Ormancılar da geceleyin kaçak avına çıkmazlar. Şu yolda izde, özellikle geceleyin aylak aylak dolaşanların dersi verilmeli.
İşte hortlakların en yoğun olduğu dönemler, hartama kaçakçılığının olduğu dönemlerdir. Korkanlar zaten korkmuşlar, geceleyin bir yerlere gitmemeye özen göstermişlerdir. Hortlaktan korkmayanlar için ise birden çok hortlak yol kesmişler, onlara hadlerini bildirmişlerdir. Benim büyüklerimden duyduğum, bu son belirttiğimle ilgili örnek ise; Göbütoğlu Hasan dayının (Ethem, Galip Kırdemir’lerin babaları) Tokalak mezarlığı ile Çangalağzı arası bir yerlerde öldüresiye dövülmesi olayıdır.
“Hortlaktan korkmayanların dini imanı yoktur!” sözünü duymadınız mı yoksa?
Kenan;
Yukarıda resmi de olan can dostumuz, kardeşimiz, sırdaşımız İlhan GÜNAYDIN'ı kaybettik. (Eşimin de kuzeni) Sitede şiir sandığın sözler ve yazılar ondandır. Bu olayı haber olarak resimlerle siteye koyabilirsen seviniriz.
12 Haziran Cuma sabahı Almanya’da kaybettik. Cenazesi de bugün (14 Haziran) Pınarçukuru Köyü’nde toprağa verildi. Sırlarımız gitti, acılarımız kaldı geriye.
Kış gecelerinde zannedersem çocukları oyalamak için uydurulmuştur. 3 – 4 – 5 kişi tarafından oynanır. Herkes sırtını duvara dayayarak oturur ve ayaklarını uzatır. Oyun yatakta oynanıyorsa bacaklara yorgan örtülür ancak ayaklar açıkta bırakılır. Yatak yoksa bacakların üzerine bir battaniye benzeri bir örtü alınır.
Bir kişi oyun yöneticisi olur. Eline bir çubuk alarak saymaya başlar ve her sayışta örtünün altından çıkmış ayaklara elindeki çubukla sırayla dokunur.
Biren biren
İken iken
Kamçı boylu
Kara diken
Elma yedi
Deve sekiz
Tombul oğlu
Dört köşeli
Salla bunu
Çek şunu
En son “çek şunu” yeri yüksek sesle söylenir ve biraz sertçe vurulur. Vurulan ayak yukarı çekilir. Bundan sonra oyun kaldığı ayaktan devam eder. En son kimin ayağı kaldıysa, oyunu kazanmış olur.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Bu oyunu çok fazla bilmiyorum. Hiç de oynamadım. Küçüklüğümde bizden büyük olanlar oynardı. Gördüğüm kadarıyla anlatayım.
Oyuncular iki grup olur ve birbirlerinden 10 metre civarı uzağa sıra olarak kol kola girerler. İlk grup “menteşe” diye diğer gruba bağırarak oyunu başlatır. Diğer grup “mendili yere düşe” diye karşılık verir. Bunun üzerine ilk grup “bizden size kim düşe?” diye sorar. Diğer grup bu ana kadar kendi aralarında bir isim belirlemiştir. “Falanca düşe!” diye bu isim belirtilir. İsmi söylenen ilk grubun üyesi sıradan çıkar ve olabildiğince hızla koşarak sıkıca kolkola girmiş olan diğer grubu bir yerinden yarmaya çalışır. Yaramaz ise o grubun üyesi haline gelir ve sıraya girer. Yarabilirse o gruptan dilediğini alır ve kendi grubuna getirir. Tabi kimin kimi aldığından bazı anlamlar çıkaranlar da olurdu.
Bu oyunu küçük çocukların oynadığına pek şahit olmadım. Daha çok ergenlik yaşlarındakiler oynuyordu. Üstelik kızlı erkekli gruplar karışık halde oynarlardı. Ben 15 – 16 yaşlarıma geldiğimde ne yazık ki bu oyun tedavülden kalktı.
Yaptığım ufak çaplı bir araştırmaya göre bu oyun çeşitli yörelerde oynanmaktadır. Yalnız “menteşe” kelimesi “menekşe” olarak geçmektedir.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
:: daha eski »